geceleri neden sıkkın olurdu ki
o umarsız sıkışık gündüzlerin?
sıcaklığını,
çocukken dediğimiz gibi
şeytan almış götürmüş olabilir mi?
pencerenin önündeki saksılar "o"na hasretken,
güneş hem kalbin(m)den batıp
hem kalbin(m)de doğabilir mi?
...
sıcaklarım soğukken bir zamanlar,
gündüzlerim geceye kaçamak..
sözcüklerim hüzünlü,
ellerim ıslak
ve gözlerim titrek
o masum çocuğu görene dek,
her şey son derece ürkek
...
içimde hiç duymadığım o sesin titreşimleri,
elleri ceplerinde, biraz serseri..
cesareti kendinden büyük olmalı,
kendisi hayattan iyi..
mengeneleri gevşetmeyi başarabilen bir sihir gibi...
...
demirden sağlam kalmalı kalbi..
temiz..
bazen demir gibi gri,
oysa pamuk şekerden pembe sanki
ve yumuşak en iç yeri...
...
akışkan... saatler...
oluklarında bir yağmur suyu gibi
suların önüne set çeksen de
gelip yolunu bulacak kadar
uslu, fazla ve samimi..
toprağına düşen her damlada
o eşsiz kokuyu,
yaralarına sıvazlar gibi sefkatli..
...
güneşi doğurabilecek kadar güneşli olmak
ya da batıramayacak kadar gülümsemek hayata
belki...
şehrin güneşi her gün orada
engel olamazsın ki
sonsuz gözlerinde dolaşırken sen
görememişsindir belki...
...
Temmuz'un her vakti güzeldir güneş.
adı?gülümserse bir anda...onda saklı..
şimdi karanlığı sevmiyor,
ellerinde binbir mum o yüzden..
ben o ışıkla ruhun(m)u gezdiriyorum aslında
o ise gülümsüyor,
inatla....
....
....